Sınırları Zorlamak

Duvardaki düğmeye bastığımda ışık açılır. Asılı ampulün içinde dönen elektrik, sigorta kutusunda yüklü pillerden gelmez. Biraz daha uzakta, trafoda da hazır bekletilen elektrik iyonları depolu değiller. Daha da uzağa gitseniz, sizi hazır bekleyen, elektrik enerjisinin kesintiye uğradığı bir nokta bulamazsınız. Ta ki suyun biriktirildiği barajın havuzundaki milyonlarca metreküplük alana varıncaya kadar. O su, tribünden geçip üretim başlarken eletriğin kesintisiz olarak odama kadar varan uzun yolculuğu da başlamıştır. Arada yer alan birtakım adresler regülasyonu sağlar. Milyonlarca kilovatı, taşıyabileceğim ve bana o ân için lazım olan miktara indirgeyen sistemin ara üniteleri vardır. Ancak odama ve var olan tüm odalara kadar, arada kesinti olmaksızın, sürekli gerilim halinde olan bir akış var.

Okumaya devam et “Sınırları Zorlamak”

Dalgalar Hiç Durmaz

Gezegenimiz ve diğer tüm gökcisimleri, kütleçekimi altında bulundukları sistemlerin etraflarında dönmeleri ve o sistemlerin büyüğü konumundaki güneşlerin de aynı işlemi icra etmeleri sebebiyle, her ân farklı bir adrese doğru sürüklenir. Uzayın şeklini ve sınırlarını bilmiyoruz ancak üç boyutlu fiziksel bir geometrinin içinde olduğumuzu söyleyebiliriz. Edwin Hubble, bu geometrik kalıbın içinde yer alan tüm cisimlerin yaydığı ışımaların elektromanyetik tayflarına ait dalgaboylarının uzadığını, bu tayfın ölçülmesine yarayan diyagramda kırmızı bölgeye kaydığını, cisimlerin ışıklarının azaldığını tespit etmiştir. Bu yolla, cisimlerin daha önce bulunduğu yerden daha uzağa gittiğini anlıyoruz. Bunu neredeyse tüm gözlemlerinde tespit eden Hubble, evrenimizin genişlediği sonucuna varıyor.

Okumaya devam et “Dalgalar Hiç Durmaz”

Okyanusun Ortasında Bir Gemide

Savaşlarda, cephelerde stratejiler, taktikler zafere matuftur. Ordu güçlerinde kullanılan sayısız çeşit ve tipte makinenin karşısına düşman ordusu kendi makinelerini öne sürer. Makinelerin çarpışmasından her ordunun umduğu sonuç, karşı tarafın makinelerinin yok edilmesi ve nihayetinde piyadelerinin hedefe ulaşmasıdır. Nihaî hedef, piyadenin şehre giriş yapmasıdır. Fetih denilen kavram, esas itibariyle giriştir. Fatiha (giriş) ile aynı kökten gelen fetih, bir yere girmeyi ifade eder. Askerin düşman topraklarına girmesi çok şey ifade ettiği için, fetih aslında kelimenin anlamına sadık kalınarak kavramsallaşmıştır. Halbuki girmekten ibaret bir kelime.

Okumaya devam et “Okyanusun Ortasında Bir Gemide”

Yeni Odalar

Hud sûresi’nin 7. ayeti, Elmalılı Hamdi Yazır tarafından şöyle meâllendirilir:

O, öyle bir Allah’dır ki, hanginizin daha güzel amel işleyeceğini imtihan etmek için gökleri ve yeri altı günde yarattı. Arşı da su üstündeydi. Onlara “öldükten sonra tekrar dirileceksiniz” dersen, o kâfirler de kesinlikle sana: “Bu apaçık bir sihirden başka birşey değildir.” derler.

Okumaya devam et “Yeni Odalar”

Mekânın Kâşifi Olmak

Ziyaret edilen bir mekânda herkesin alıcılarının, duyargalarının yakaladığı tatlar farklıdır. Amerika’nın başkenti Washington D.C.’ye gittiğinizde uzak tarihe yönelik bir eser ya da medeniyet kalıntısı bulamazsınız ancak şehri kuranların, uzak tarihe ait mistik simgeleri tüm resmî yapılara ve caddelere yerleştirdiğini bilen birisi için duyargalar çalışabilir.

Okumaya devam et “Mekânın Kâşifi Olmak”
error: İçerik korumalıdır.