Son ya da Başlangıç

İnsan gözü ile hayvanların herbirinin gözleri farklı dalgaboylarını görür. Kızılötesi, termal veya başka özellikteki kameralar, önlerinde duran kareyi farklı bir filtreyle yakalarlar ve ortaya farklı bir resim çıkar. Astrofotografi teknikleriyle çekilen uzay fotoğrafları, deklanşöre tek hareketle basılarak elde edilen görüntüler değildir. Özellikle uzak yıldızlar, yıldız sistemleri ve galaksilerin başarılı fotoğraflarının çekilebilmesi, yüksek teknoloji DSLR fotoğraf makineleri ve geniş merceğe sahip teleskoplar gerektirmekle beraber, yüksek ISO değerlerini doğru kullanabilmek ve çekim esnasında mercek açıklığı süresini iyi tayin etmek gibi birçok kombinasyonun aynı ânda oluşturulabilmesine bağlıdır. Saydığım bu ölçüleri ve özneleri değiştirerek yine başka görüntüler elde etmek mümkündür.

Okumaya devam et “Son ya da Başlangıç”

Tik-Tak

Valinor’un Saklanışı adlı bölümde Ay’ın, Güneş’e nazaran daha kararsız ve zamansız hareket ettiği anlatılır. Güneş’in  seyir halinde olduğu yerleri terk edip kendi yoluna devam etmediği, Urwendi’den sakınmadığı zamanlardan bahsedilir. Valar, henüz bu enstantaneleri gördüğünde endişe duymamaktadır. Ancak bir olaydan sonra, bu konu onları korkutmaya başlar. Mandos’un eşi Vaire bu korkunun neden kaynaklandığı anlatır.

Okumaya devam et “Tik-Tak”

Sınırları Zorlamak

Duvardaki düğmeye bastığımda ışık açılır. Asılı ampulün içinde dönen elektrik, sigorta kutusunda yüklü pillerden gelmez. Biraz daha uzakta, trafoda da hazır bekletilen elektrik iyonları depolu değiller. Daha da uzağa gitseniz, sizi hazır bekleyen, elektrik enerjisinin kesintiye uğradığı bir nokta bulamazsınız. Ta ki suyun biriktirildiği barajın havuzundaki milyonlarca metreküplük alana varıncaya kadar. O su, tribünden geçip üretim başlarken eletriğin kesintisiz olarak odama kadar varan uzun yolculuğu da başlamıştır. Arada yer alan birtakım adresler regülasyonu sağlar. Milyonlarca kilovatı, taşıyabileceğim ve bana o ân için lazım olan miktara indirgeyen sistemin ara üniteleri vardır. Ancak odama ve var olan tüm odalara kadar, arada kesinti olmaksızın, sürekli gerilim halinde olan bir akış var.

Okumaya devam et “Sınırları Zorlamak”

Dalgalar Hiç Durmaz

Gezegenimiz ve diğer tüm gökcisimleri, kütleçekimi altında bulundukları sistemlerin etraflarında dönmeleri ve o sistemlerin büyüğü konumundaki güneşlerin de aynı işlemi icra etmeleri sebebiyle, her ân farklı bir adrese doğru sürüklenir. Uzayın şeklini ve sınırlarını bilmiyoruz ancak üç boyutlu fiziksel bir geometrinin içinde olduğumuzu söyleyebiliriz. Edwin Hubble, bu geometrik kalıbın içinde yer alan tüm cisimlerin yaydığı ışımaların elektromanyetik tayflarına ait dalgaboylarının uzadığını, bu tayfın ölçülmesine yarayan diyagramda kırmızı bölgeye kaydığını, cisimlerin ışıklarının azaldığını tespit etmiştir. Bu yolla, cisimlerin daha önce bulunduğu yerden daha uzağa gittiğini anlıyoruz. Bunu neredeyse tüm gözlemlerinde tespit eden Hubble, evrenimizin genişlediği sonucuna varıyor.

Okumaya devam et “Dalgalar Hiç Durmaz”
error: İçerik korumalıdır.