Kâinata Meydan Okumak

Kendinize yakın hissettiğiniz birini kaybetmek, kayıpların en büyüğüdür. Dağlayıcı ve yakıcıdır. Ölümün sertliği ve ayrılığın gerçekliği, size yakın o kişinin gidişi ile tattırılır. Geriye dönersiniz, hatırlarsınız, geçmişi bir daha yaşarsınız, acılı ve tatlı hatıraların herbiri hafızanızda artık birer sahneye dönüşür. Sevdiğiniz bir film gibi tekrar tekrar seyreder durursunuz.

Okumaya devam et “Kâinata Meydan Okumak”

Parantez – Sahnenin Tozu

Farsça olan efsane kelimesi, sözü edilen şey anlamına gelir. Her devirde, birçok millet ve kültürde, bir yüksek medeniyetin batışı hikâyesinden hâlen söz edilmektedir. Başlangıcını bilmediğimiz bir tarihten bugüne kadar kesinti olmaksızın ve zaman mevhumundan koparılarak, unutulmayan ve unutturulmayan Atlantis, Mu, Agartha, Şambala, Güneş Ülkesi gibi diyarların hikâyelerinde, artı kutupta veya eksi kutupta, yitip gitmiş ya da görünürde yok olmuş yüksek bir medeniyetten bahsedilir.

Okumaya devam et “Parantez – Sahnenin Tozu”

Parantez – Hedefe Giden Yol

Üstüncülüğe dayalı söylemlerin öncüsü şeytandır. Yaratılışında yer alan ateş unsurunu ve başta kendini, Hazret-i Adem’den ve ona yönelik ilâhî plandan üstün görür ve bundan sonra ona düşman olur. Aynı emre muhatap olan melekler, letâfet ve temizlikleriyle, yaratılışlarında bulunan nurâniyetle aynı değerlendirmeyi yapsalar idi onlar da, henüz hakikâti de ortaya çıkmamış, toprak unsurundan bir kimseye secde etmeyi, şeytanınki gibi bir hata olacaksa da, kendilerine yakıştırmayabilirlerdi. Ancak onlar derhâl secde ettiler. Ortaya bu iradeyi koydular.

Okumaya devam et “Parantez – Hedefe Giden Yol”

Parantez – Güç ve Gerçek

Bir gayrimenkûlün sadece bekleyerek, durduğu yerde değer kazanması, bulunduğu yerin/makamının şartlarına dayalı olarak mümkündür ve biz buna rant deriz. O yere sahip olmanın ötesinde, muhafaza etmek adına asgarî ölçülerde gayret ve masraf edilse dahi, bazı gayrimenkûller her zaman ranta/değer kazanmaya açıktır ve yatırım olarak görülür. Rant, iyi, sağlıklı bir ağacın meyvesi gibidir. Yersiniz, yersiniz ve devamı gelir. Ağaç da hâlâ sizindir. Ancak ağaca sahip olmak kolay olmaz. Yol, yöntem bilmek, meslek edinmek/mesleklerden istifade etmek, onları istihdâm etmek, altyapı kurmak ve emek harcamakla ağaca sahip olabilirsiniz. Bunların dışında piyango vurması ya da miras kalması da mümkündür. Yani vehbî, doğrudan verilmekle de ağaç sizin olabilir. Bu durumları kişilere ve devletlere uyarlayabiliriz.

Okumaya devam et “Parantez – Güç ve Gerçek”

Son ya da Başlangıç

İnsan gözü ile hayvanların herbirinin gözleri farklı dalgaboylarını görür. Kızılötesi, termal veya başka özellikteki kameralar, önlerinde duran kareyi farklı bir filtreyle yakalarlar ve ortaya farklı bir resim çıkar. Astrofotografi teknikleriyle çekilen uzay fotoğrafları, deklanşöre tek hareketle basılarak elde edilen görüntüler değildir. Özellikle uzak yıldızlar, yıldız sistemleri ve galaksilerin başarılı fotoğraflarının çekilebilmesi, yüksek teknoloji DSLR fotoğraf makineleri ve geniş merceğe sahip teleskoplar gerektirmekle beraber, yüksek ISO değerlerini doğru kullanabilmek ve çekim esnasında mercek açıklığı süresini iyi tayin etmek gibi birçok kombinasyonun aynı ânda oluşturulabilmesine bağlıdır. Saydığım bu ölçüleri ve özneleri değiştirerek yine başka görüntüler elde etmek mümkündür.

Okumaya devam et “Son ya da Başlangıç”

Tik-Tak

Valinor’un Saklanışı adlı bölümde Ay’ın, Güneş’e nazaran daha kararsız ve zamansız hareket ettiği anlatılır. Güneş’in  seyir halinde olduğu yerleri terk edip kendi yoluna devam etmediği, Urwendi’den sakınmadığı zamanlardan bahsedilir. Valar, henüz bu enstantaneleri gördüğünde endişe duymamaktadır. Ancak bir olaydan sonra, bu konu onları korkutmaya başlar. Mandos’un eşi Vaire bu korkunun neden kaynaklandığı anlatır.

Okumaya devam et “Tik-Tak”

Sınırları Zorlamak

Duvardaki düğmeye bastığımda ışık açılır. Asılı ampulün içinde dönen elektrik, sigorta kutusunda yüklü pillerden gelmez. Biraz daha uzakta, trafoda da hazır bekletilen elektrik iyonları depolu değiller. Daha da uzağa gitseniz, sizi hazır bekleyen, elektrik enerjisinin kesintiye uğradığı bir nokta bulamazsınız. Ta ki suyun biriktirildiği barajın havuzundaki milyonlarca metreküplük alana varıncaya kadar. O su, tribünden geçip üretim başlarken eletriğin kesintisiz olarak odama kadar varan uzun yolculuğu da başlamıştır. Arada yer alan birtakım adresler regülasyonu sağlar. Milyonlarca kilovatı, taşıyabileceğim ve bana o ân için lazım olan miktara indirgeyen sistemin ara üniteleri vardır. Ancak odama ve var olan tüm odalara kadar, arada kesinti olmaksızın, sürekli gerilim halinde olan bir akış var.

Okumaya devam et “Sınırları Zorlamak”

Dalgalar Hiç Durmaz

Gezegenimiz ve diğer tüm gökcisimleri, kütleçekimi altında bulundukları sistemlerin etraflarında dönmeleri ve o sistemlerin büyüğü konumundaki güneşlerin de aynı işlemi icra etmeleri sebebiyle, her ân farklı bir adrese doğru sürüklenir. Uzayın şeklini ve sınırlarını bilmiyoruz ancak üç boyutlu fiziksel bir geometrinin içinde olduğumuzu söyleyebiliriz. Edwin Hubble, bu geometrik kalıbın içinde yer alan tüm cisimlerin yaydığı ışımaların elektromanyetik tayflarına ait dalgaboylarının uzadığını, bu tayfın ölçülmesine yarayan diyagramda kırmızı bölgeye kaydığını, cisimlerin ışıklarının azaldığını tespit etmiştir. Bu yolla, cisimlerin daha önce bulunduğu yerden daha uzağa gittiğini anlıyoruz. Bunu neredeyse tüm gözlemlerinde tespit eden Hubble, evrenimizin genişlediği sonucuna varıyor.

Okumaya devam et “Dalgalar Hiç Durmaz”

Okyanusun Ortasında Bir Gemide

Savaşlarda, cephelerde stratejiler, taktikler zafere matuftur. Ordu güçlerinde kullanılan sayısız çeşit ve tipte makinenin karşısına düşman ordusu kendi makinelerini öne sürer. Makinelerin çarpışmasından her ordunun umduğu sonuç, karşı tarafın makinelerinin yok edilmesi ve nihayetinde piyadelerinin hedefe ulaşmasıdır. Nihaî hedef, piyadenin şehre giriş yapmasıdır. Fetih denilen kavram, esas itibariyle giriştir. Fatiha (giriş) ile aynı kökten gelen fetih, bir yere girmeyi ifade eder. Askerin düşman topraklarına girmesi çok şey ifade ettiği için, fetih aslında kelimenin anlamına sadık kalınarak kavramsallaşmıştır. Halbuki girmekten ibaret bir kelime.

Okumaya devam et “Okyanusun Ortasında Bir Gemide”